Home Up ΕΝΤΥΠΩΣΕΙΣ ΠΕΡΙΕΧΟΜΕΝΑ ΕΙΚΟΝΕΣ 1821 &  Μ. ΡΕΥΜΑ

Mısır çarşısında

    Home Up

... bir Pandeli
 
Eminönü Meydanı'ndan Mısır Çarşısı'na girişte sol köşede, ikinci katta duvarları mavi çinilerle süslü, masaları bembeyaz örtülerle kaplı bir restoran vardır. Restoranın adı aynı zamanda kurucusunun da adı olan Pandeli'dir.
Pandeli, Niğdeli yoksul bir Rum ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelir. 1900 başlarında, 13-14 yaşlarındayken Pandeli, İstanbul'a gelir. Çalışma hayatına bakkal çırağı olarak başlar. Sonrasında berber çırağı olan Pandeli, ilk kişisel girişimini bir ocak kurup köfte ve piyaz satmakla yapar. Sonrasında da Tahtakale, Mercan'da pilav ve fırınlanmış kuzu başı satmaya başlar Pandeli. 1920'lerin başında Kurtuluş Savaşı yıllarında memleketi Niğde'ye gitmeden önce Sirkeci civarında bir han kapısında çok küçük bir köfteci dükkanı vardır Pandeli'nin. 1926'da İstanbul'a döner. Eminönü Balık Pazarı'nda asıl onu üne kavuşturacak restoranını açar. Bu küçük restoranda İstanbul mutfağının en iyi örneklerini sunmaya başlar. Kağıtta levrek, piliç dolması ve bademli kurabiye ise en ünlü isimleri bu küçük restorana çeken en ünlü üç tad olarak geçer restoranın tarihine.

 
 
1950'li yıllarda Pandeli Lokantası önemli Türk ve yabancı isimlerin, sanatçıların, devlet adamlarının öğle yemeklerinde tercih ettikleri yegane yer olmuştur artık. Bu isimler arasında dönemin Demokrat Parti ileri gelenleri, Celal Bayar, Adnan Menderes, İstanbul valileri Lütfi Kırdar, Fahrettin Kerim Gökay ve daha niceleri, yabancı isimler arasında ise Venizelos, Van Papen, İspanya Kralı Alfons, Ağa Han yer almaktadır.
Azınlıktan vatandaşların zor günler yaşadığı 6-7 Eylül Olayları sırasında Pandeli Lokantası da tahribata uğrar. Yaşı bu dönemde 70' yaklaşan Pandeli Usta da işi bırakıp, dükkanı kapatır. Sonrasında da Balık Pazarı istimlak edilir.
İstanbul bir süre bu keyifli mekândan ve leziz yemeklerden mahrum kalmıştır. Ünlü müdavimleri Pandeli'ye lokantayı tekrardan açması için ısrar ederler. Bu ünlü müdavimlerin başını Celal Bayar'ın çektiğini düşünecek olursanız, Pandeli bir bakıma lokantayı tekrardan hayata geçirmeye ve İstanbul'a kazandırmayı bir görev bilir. Mısır Çarşısı'nın girişindeki ikinci kat Pandeli'ye tahsis edilir ve 1956 yılında tekrar açılır Pandeli.
Duvarları mavi çinili, oda oda mekanıyla büyülü ve nadide bir mekân olur. Bugüne kadar koruduğu ününü bizzat kendi elleriyle seçtiği en iyi ve en pahalı malzemeye ve mutfağını hiç kimseye teslim etmeden bizzat kendi pişirdiği yemeklerin leziz tadına borçludur Pandeli.
Yaşlılığında görevini oğlu Hristo Çobanoğlu'na bırakır. Doktor olan oğlunu bu işun başında kalması için ikna eder ve özenli servisi, Pandeli usulü levrek ve piliç dolmasıyla bir geleneğin bugüne kadar korunmasını sağlar.
İstanbul'daki iki meşhur lokanta olan Konyalı ve Hacı Abdullah Efendi Pandeli'yi konusunda uzman bilip örnek almışlardır. Pandeli müşterilerine her zaman "ziyafet sofrasına şeref veren misafirler" gözüyle bakmış ve bakış açısı da onu bugünlere taşımıştır. 
 

 

Home ]
Last modified: JULY 26,  2017